Web Tasarım Talebi

by / Çarşamba, 11 Mayıs 2016 / Published in Ankara Web Tasarım
  • Web Tasarım 15.HD. 2004/4275 E. 2005/852 K. 17.02.2005 tarihli kararı; (Ek-2)

“..Dava, tasarrufun iptali talebiyle açılmıştır. Web Tasarım Talebi Mahkemece 1/2 borçlu payının tapuda gösterilen bedeliyle bilirkişi incelemesiyle saptanan gerçek bedel ( 76 milyar lira ) arasında fahiş fark bulunduğu kabul edilerek İİK.nun 278/2. maddesi uyarınca tasarrufun iptaline karar verilmiştir. Davalı 3. kişi cevabında dairenin 10 milyar bedelle alınmadığını, dava konusu daireye karşılık olarak tapuda gösterilen bedel dışında borçluya 37.750 USD-25 milyar TL. ödendiğini, bu ödemeler nazara alındığında satış bedeli ile gerçek bedel arasında fark bulunmadığını ileri sürmüş, tapuda işlem yapılan 22.4.2003 tarihli banka cevabi yazıları ile talimat yazısı ve dekontunu delil olarak dosyaya ibraz ederek ilgili banka şubelerinden bu hususun araştırılmasını istemiştir. Tapuda yapılan işlem tarihinde borçluya banka aracılığıyla ayrıca ödeme yapıldığının kanıtlanması halinde bu miktarın da satış bedeli olarak kabul edilmesi zorunludur. Bu itibarla, mahkemece davalı 3. kişi tarafından delil olarak dayanılan banka kayıtları ilgili banka şubelerinden celp edilerek satış tarihinde borçluya akit tablosunda yazılı bedel dışında ayrıca ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması, ödeme yapılmış ise tüm ödeme tutarına göre gerçek bedel ile arada fahiş fark bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken haricen yapılan ödeme savunması üzerinde durulmayarak, salt tapuda gösterilen bedelle gerçek bedel arasında fahiş farklılık bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir…”

 

  • Web Tasarım 17. HD. 2013/16134 E. 2013/15911 K. 18.11.2013 tarihli kararı; (Ek-3)

“..Yakın akrabalar arasında bir satış olmadığı gibi taşınmazın satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan fark bulunmadığı, davalı tarafından tapu kaydında yazılı miktarın tapu kayıtlarında yer almasından dolayı bu miktarın ödendiğinin ispatının davalıdan istenemeyeceği, miktar üzerinde bir ödemenin yapıldığı ileri sürülmüş ise ancak o miktarın ispatlanın istenebileceği, davalının mesleki kariyer ve iş imkanları nazara alındığında, tapuda yazılı miktarı ödeyecek güçte olduğunun kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olmadığı, davalılar arasında alacağa mahsuben bir satış yapıldığı iddia ve ispat edilmediği gibi davalının borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu da ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekir…”

 

  • Yargıtay 17. HD. 2013/20495 E. 2015/7609 K. 25.05.2015 tarihli kararı; (Ek-4)

“Taşınmazların Satışlarında Edimler Arasında Mislini Aşan Aşırı Fark Bulunmuyor Olması – Davalılar Arasında Akrabalık Arkadaşlık ve Ticari İlişki Gibi Borçlunun Mal Kaçırma Kastını 3. Kişilerin Bildiği Ya da Bilecek Durumda Olduklarını Gösterir Bir Yakınlığın İspat Edilememiş Olduğu – Talebin Reddine Karar Verilmesinin Doğru Olduğu;

…Mahkemece, taşınmazların satış bedeli ile gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunmadığı ve davalıların ızrar kastı ile hareket ettikleri ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile vekalet ücretine yönelik olarak da davalı Yusuf vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- ) Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, yapılan satışlarda edimler arasında mislini aşan aşırı fark bulunmamasına, davalılar arasında akrabalık, arkadaşlık, ticari ilişki gibi borçlunun mal kaçırma kastını 3. kişilerin bildiği ya da bilebilecek durumda olduklarını gösterir bir yakınlığın da ispat edilememesine ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ..”

 

  • Web Tasarım  17. HD. 2013/4726 E. 2014/14898 K. 03.11.2014 tarihli kararı; (Ek-5)

“..Edimler Arasındaki Aşırı Fark Belirlenirken Davalı Üçüncü Kişi Tarafından Satış Bedeline Mahsuben Yapılan Ödemelerin de Nazara Alınması Gerektiği – Davalılar Arasında Akrabalık Arkadaşlık Ticari İlişki Gibi Borçlunun Mal Kaçırma Kastının Üçüncü Kişi Tarafından Bilindiği Kanıtlanamadığından Davanın Reddi Gereği ..

..İptali istenen satışta edimler arasında aşırı fark bulunduğu gerekçesi ile İİK’nın 278/III-2 maddesine göre iptale karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre edimler arasındaki aşırı fark belirlenirken davalı 3. kişi tarafından satış bedeline mahsuben yapılan ödemelerin de nazara alınması gerekir. Somut olayda 3. kişinin, satışın makul bir süre öncesinde ve sonrasında yaptığı ödemelerin, iptali istenen satış dışındaki bir ilişkiden kaynaklandığı iddia ve ispat edilememesi nazara alınarak bedel farkının mevcut olmadığı ayrıca davalılar arasında akrabalık, arkadaşlık, ticari ilişki gibi borçlunun mal kaçırma kastını 3. kişinin bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunu gösterir bir yakınlığın da olmadığı gözetilip davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. …”

 

  • Yargıtay 17. HD. 2012/12662 E. 2012/13378 K. 03.12.2012 tarihli kararı; (Ek-6)

“…Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bedel farkının iptal nedeni olarak kabul edilmesi için satış bedeli ile taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan bir farkın oluşması gerekir. Davaya konu satışta bedel farkının olduğu söylenemez. Adı geçen davalının borçlu ile akraba olduğu ya da alacağına mahsuben taşınmazı satın aldığı yolunda bir delil de yoktur. Ayrıca 3. kişinin borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu hususunda da gösterilen deliller yeterli değildir. Bu durumda davalının borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilip bilemeyeceği hususu üzerinde yeniden durulması ve davacının dayanmış olduğu yemin delilinin de mevcut olduğu gözetilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekir.

Somut olayda davalı M. N.’ye yapılan satışta bedel farkının bulunduğu gerekçesine de dayanılmış ise de varılan bu sonuç yerleşik Daire uygulamalarımıza da aykırı düşmektedir. Bedel farkının iptal nedeni olarak kabul edilmesi için satış bedeli ile taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan bir farkın oluşması gerekir. Oysa bahsi geçen tasarrufta tapuda gösterilen değer 50.000 TL olup gerçek değer de 85.000 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda bedel farkının olduğu söylenemez. Adı geçen davalının borçlu ile akraba olduğu ya da alacağına mahsuben taşınmazı satın aldığı yolunda bir delil de yoktur. Ayrıca 3. kişinin borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu hususunda da gösterilen deliller yeterli değildir. Davalı 3. kişinin uzun yıllar İstanbul’da yaşadığı ve sonradan Denizli’de şirket kurarak çalışmaya başladığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır…”

Tagged under:

Bir Cevap Yazın

You must be logged in to post a comment.

TOP