Web Sitesi

by / Çarşamba, 11 Mayıs 2016 / Published in Ankara Web Tasarım
  • Yargıtay Web Sitesi tarihli kararı

“..Edimler Arasındaki Aşırı Fark Belirlenirken Davalı Üçüncü Kişi Tarafından Satış Bedeline Mahsuben Yapılan Ödemelerin de Nazara Alınması Gerektiği – Davalılar Arasında Akrabalık Arkadaşlık Ticari İlişki Gibi Borçlunun Mal Kaçırma Kastının Üçüncü Kişi Tarafından Bilindiği Kanıtlanamadığından Davanın Reddi Gereği ..

..İptali istenen satışta edimler arasında aşırı fark bulunduğu gerekçesi ile İİK’nın 278/III-2 maddesine göre iptale karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre edimler arasındaki aşırı fark belirlenirken davalı 3. kişi tarafından satış bedeline mahsuben yapılan ödemelerin de nazara alınması gerekir. Somut olayda 3. kişinin, satışın makul bir süre öncesinde ve sonrasında yaptığı ödemelerin, iptali istenen satış dışındaki bir ilişkiden kaynaklandığı iddia ve ispat edilememesi nazara alınarak bedel farkının mevcut olmadığı ayrıca davalılar arasında akrabalık, arkadaşlık, ticari ilişki gibi borçlunun mal kaçırma kastını 3. kişinin bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunu gösterir bir yakınlığın da olmadığı gözetilip davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. …”

 

  • Yargıtay Ankara Web Tasarım Web Sitesi tarihli kararı;

(Ek-12)

“…Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Ankara Web Tasarım edilmesi için satış bedeli Ankara Web Tasarım taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan bir farkın oluşması gerekir. Davaya konu satışta bedel farkının olduğu söylenemez. Adı geçen davalının borçlu ile akraba olduğu ya da alacağına mahsuben taşınmazı satın aldığı yolunda bir delil de yoktur. Ayrıca 3. kişinin borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu hususunda da gösterilen deliller yeterli değildir. Bu durumda davalının borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilip bilemeyeceği hususu üzerinde yeniden durulması ve davacının dayanmış olduğu yemin delilinin de mevcut olduğu gözetilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekir.

Somut olayda davalı M. N.’ye yapılan satışta bedel farkının bulunduğu gerekçesine de dayanılmış ise de varılan bu sonuç yerleşik Daire uygulamalarımıza da aykırı düşmektedir. Bedel farkının iptal nedeni olarak kabul edilmesi için satış bedeli ile taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan bir farkın oluşması gerekir. Oysa bahsi geçen tasarrufta tapuda gösterilen değer 50.000 TL olup gerçek değer de 85.000 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda bedel farkının olduğu söylenemez. Adı geçen davalının borçlu ile akraba olduğu ya da alacağına mahsuben taşınmazı satın aldığı yolunda bir delil de yoktur. Ayrıca 3. kişinin borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu hususunda da gösterilen deliller yeterli değildir. Davalı 3. kişinin uzun yıllar İstanbul’da yaşadığı ve sonradan Denizli’de şirket kurarak çalışmaya başladığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır…”

 

  • Yargıtay Web Sitesi tarihli kararı;

(Ek-13)

“..TASARRUFUN İPTALİ ( Taşınmazların Tapudaki Satış Bedelleri İle Bilirkişi Tarafından Belirlenen Rayiç Değer Arasında Fahiş Fark Bulunmamasına ve Dava Konusu Tasarrufların Mal Kaçırma Amacıyla Yapıldığı İddiasının Kanıtlanamamasına Göre Davanın Reddine Karar Verilmesinin Yerinde Olduğu )

  • İVAZLAR ARASINDAKİ FAHİŞ FARK ( Tasarrufun İptali – Taşınmazların Tapudaki Satış Bedelleri İle Bilirkişi Tarafından Belirlenen Rayiç Değer Arasında Fahiş Fark Bulunmadığı/Davanın Reddine Karar Verilmesinin İsabetli Olduğu )
  • ALACAKLILARDAN MAL KAÇIRMA ( Davacı Tarafından Davalı Üçüncü Kişilerin Borçlunun Durumunu ve Amacını Bilen veya Bilebilecek Kişilerden Olduğu ve Tasarrufların Mal Kaçırma Amacıyla Yapıldığı İddiasının Kanıtlanamamasına Göre Davanın Reddinin Usul ve Yasaya Uygun Olduğu )..”

 

  • Yargıtay Web Sitesi tarihli kararı;

(Ek-14)

“…Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı ve satışta muvazaa olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı 3. kişi tarafından satış bedeline mahsuben yapılan ödemelerin de taşınmazın satış bedeline eklenmesi gerektiğinin Dairemiz yerleşmiş içtihadı olmasına, yapılan ödemelerin satış dışında bir nedenle yapılmış olduğunun anlaşılamamasına, satış bedelinin bir kısmının makul süre içinde ödenmesinin de hayatın olağan akışına uygun bulunmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre,

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA,…”

Tagged under:

Bir Cevap Yazın

You must be logged in to post a comment.

TOP