Asliye Ticaret Mahkemesi

by / Çarşamba, 04 Ocak 2017 / Published in Ankara Web Tasarım

Açıklamalar :

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesie 11.12.2015 tarihli kararı ile ‘’…..davanın kısmen kabulüne; menfi ve müsbet zarara ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine, 500.000- EURO cezai şartın 27.02.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak 1 yıllık Euro mevduat hesabına devlet bankalarında uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödeme tarihindeki TL karşılığının davalılardan verilmesine, müspet ve menfi zarara ilişkin davanın reddine, Davalı Ankara Web Tasarım AŞ. yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine…..’’ karar vermiş ise de, Yerel Mahkemenin bir üyesi tarafından anılı karar karşı, “davaya konu olan sözleşmede cezai şart olarak belirlenen rakamın 500.000.EURO olarak belirlendiği görülmekle bu miktarın davalılar tacir olsun olmasın mahfına yol açacak bir miktar olarak değerlendirilmesi gerekirken bu yapılmaksızın tamamı üzerinden cezai şarta karar verilmesi yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum” gerekçesi ile muhalefet şerhi konulmuştur.

A.20.000.EURO MENFİ VE MÜSBET ZARARIN REDDİNE İLİŞKİN;

Yerel mahkemece, davacı tarafın feragat etmesi nedeniyle, 20.000.EURO olarak talep edilen menfi ve müsbet zararın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın böyle bir talepte bulunma hakkının olmadığı bilirkişi raporu ile de ortaya çıkınca davacı bu talebinden feragat etmiştir. Yerel mahkemenin usul ve yasaya uygun olarak menfi ve müsbet zararın reddine ilişkin kararının onanması gerekir.

B. CEZAİ ŞARTIN KABULÜNE İLİŞKİN;

Yerel mahkemenin cezai şart yönünden davanın kabulüne ilişkin kararı usul ve yasaya aykırı olup temyizen incelenerek bozulması gerekmektedir. Şöyle ki;

1.MÜVEKKİL ANKARA WEB TASARIM A.Ş. YÖNÜNDEN TEMYİZ NEDENLERİMİZ

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/143 E. 2015/1218K ve 11.12.2015 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne; müvekkil Ankara Web Tasarım A.Ş. yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddine karar vermiştir. Zira bu Müvekkil Şirket dava konusu sözleşmenin tarafı değildir ve baştan bu yana husumet yöneltilemeyeceği tarafımızca defalarca dile getirilmiştir. Bu nedenle, Müvekkil Ankara Web Tasarım AŞ. yönünden davanın reddine yönelik yerel mahkeme kararının onanması gerekir.

Ancak, Müvekkil Ankara Web Tasarım AŞ. yönünden davanın reddi nedeniyle tarafımız lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hiç vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Zira ön inceleme yapıldıktan ve hatta uzun süren yargılama tamamlandıktan sonra davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir ve bu nedenle lehimize reddedilen tutar üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Yerel Mahkeme kararının bu nedenle bozulmasını talep etmekteyiz.

2.MÜVEKKİL ANKARA WEB TASARIM ENERJİ AŞ. YÖNÜNDEN TEMYİZ NEDENLERİMİZ

Davanın başından bu yana tekrar tekrar beyan ettiğimiz üzere;

Davacı taraf, ortaklar sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağına aykırı olarak Ankara Web Tasarım – Web Tasarım iş ortaklığının rüzgar türbini kulesi ürettiğini iddia ederek bu davayı açmıştır.

Davacı tarafın iddia ettiği şekliyle rüzgar türbini kulesi üretimi yapan Ankara Web Tasarım – Web Tasarım iş ortaklığı olup, müvekkiller Ankara Web Tasarım Enerji A.Ş., Web Tasarım Erdoğan Kemaloğlu ve Eşref Serdar Kemaloğlu’nun rüzgar türbini kulesi üretmesi söz konusu değildir. Nitekim yargılama esnasında, Müvekkiller Erdoğan Kemaloğlu, Eşref Serdar Kemaloğlu ve Ankara Web TasarımEnerji AŞ.’nin, bahsi edilen rekabet yasağına aykırı olarak rüzgar türbini kulesi üretimi yaptığı da davacı tarafça ispatlanabilmiş değildir.

Dolayısıyla, davacının iddia ettiği rüzgar türbini kulelerini müvekkillerden Ankara Web TasarımEnerji A.Ş., Web Tasarım Erdoğan Kemaloğlu ve Eşref Serdar Kemaloğlu üretmediğinden, bu müvekkillerimin rüzgar türbini kulesi üreterek ortaklar sözleşmesini ihlal ettiğinden sözedilemez.

Bu nedenlerle, davacının iddia ettiği şekilde çelik rüzgar türbini kulesi üretmeyen müvekkillerimin aleyhine, davacının dayandığı ortaklar sözleşmesinde varlığı iddia edilen rekabet yasağı hükmüne aykırı hareket ettiğinden bahisle 500.000.EURO gibi fahiş bir cezai şartın bu Müvekkillerden tahsil edilmesine karar verilmesi bozmayı gerektirmektedir.

Sonuç olarak;

a)Müvekkil şirket Ankara Web TasarımEnerji A.Ş. davacının iddia ettiği gibi rüzgar türbini kulesiüretimi yapmadığından davaya konu sözleşmedeki rekabet yasağı hükmü, müvekkil şirketi bağlamaz ve müvekkil şirketin rekabet yasağına aykırı hareket ettiği belirtilerek aleyhine cezai şarta hükmedilmesi mümkün değildir. Müvekkil Ankara Web TasarımEnerji AŞ., sözleşme ile belirlenen rekabet yasağına aykırı hiçbir eylemi/ticari faaliyeti bulunmadığı ve böyle bir durum davacı tarafça iddia ve ispat edilemediği halde cezai şart ödemeye mahkum edilemez. Bu nedenle Müvekkil Ankara Web Tasarım Enerji AŞ.’ni cezai şart ödemeye mahkum eden yerel mahkeme kararının bozulması gerekir.

b) Müvekkiller Ankara Web Tasarım Enerji A.Ş., Web Tasarım Erdoğan Kemaloğlu ve Eşref Serdar Kemaloğlu ile davacı ve Manuel Pedro Tome de Aguiar Quintas arasında 01/09/2009 tarihinde akdedilen ortaklar sözleşmesinde rekabet yasağı hükmü var ise de bu tarihten sonra yapılan 14/04/2010 tarihli Genel Kurul toplantısı ve yine 23/03/2011 tarihli Genel Kurul toplantısında alınan (9) no’lu gündem maddesi altındaki kararları ile TTK’nın 335. maddesine göre şirketin faaliyet konusunda yani çelik rüzgar türbini kulesi üretimi konusunda faaliyette bulunmalarına izin verilmiş olduğundan, artık müvekkillerimin ortaklar sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağı hükümlerine aykırı hareket ettiğinin kabulü mümkün değildir.

c) Anayasanın 38. Maddesi gereğince “Ceza sorumluluğu şahsidir”. Yani ceza niteliğindeki cezai şarttan da Anayasa’nın 38. Maddesi gereğince sadece ve sadece “ihlal eden” sorumlu tutulabilir. Hal böyle iken, ortaklararası sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin hükmüne aykırı bir eylemi olmayan hatta ve hatta hiçbir ticari faaliyeti bulunmayan Müvekkil Ankara Web Tasarım Enerji AŞ. aleyhine cezai şarta hükmedilmesi herşeyden önce Anayasaya aykırıdır. Bu nedenle de yerel mahkeme kararının bozulması gerekir.

d) Cezai şart talebinin haklılığını ve hukuka uygunluğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtiyoruz ki, Ankara Web Tasarım Enerji A.Ş.’nin cezai şarttan sorumlu olacağı bir an için kabul edilse dahi Müvekkilim Ankara Web Tasarım Enerji A.Ş. ekonomik yönden zayıf hatta gayri faal bir şirket olduğundan, herhangi bir mal varlığı bulunmadığından ve hatta şirket sermayesi dahi 1.500.000.TL. olduğundan, davacının talep ettiği cezai şart miktarı müvekkilin iktisaden mahvına neden olabilecek miktarda olduğundan müvekkilim Ankara Web Tasarım Enerji A.Ş. bakımından da cezai şart miktarının tenkisi gerekmektedir. Zira Müvekkil Şirketin sermayesinden daha fazla miktarda (500.000.EURO) cezai şarta hükmedilmiştir. Ekte, Müvekkil Şirketin sermaye miktarını gösterir ticaret sicil gazetesi sunulmuştur. Bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere yıllardır gayri faal olan, hiçbir mal varlığı bulunmayan, şirket sermayesi dahi 1.500.000.TL. olan Müvekkil Şirketin aleyhine şirket sermayesinden de daha fazla miktarda yani 500.000.EURO tutarında cezai şart ödemesine karar verilmesi, tacir olsa dahi iktisaden mahvına sebep olacak fahiş cezai şart ödemekle yükümlü tutulması, yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve TBK. 182. Maddesine aykıdır. Bu nedenle yerel mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulması gerekir.

Yine müvekkiller Web Tasarım Kemaloğlu ve Serdar Kemaloğlu ‘nunda tacir olmadığı ve ekonomik gücü ile mal varlığının zayıf olduğu da dikkate alınarak yerel mahkemece talep edilen ceza-i şart miktarının tenkis edilmesi gerekmektedir. Tüm bu nedenlerle Yerel mahkemenin vermiş olduğu bu karar usul ve yasaya aykırı olup temyizen incelenerek bozulması gerekmektedir.

3.MÜVEKKİLER WEB TASARIM ERDOĞAN KEMALOĞLU VE EŞREF
SERDAR KEMALOĞLU YÖNÜNDEN TEMYİZ NEDENLERİMİZ

Yerel Mahkeme kararının gerekçesinde 24.02.2015 tarihli bilirkişi raporunu dayanak göstererek müvekkiller ‘’Web Tasarım Erdoğan Kemaloğlu ve Eşref Serdar Kemaloğlu’nun birden fazla şirketin ortağı ve yöneticisi olduklarından bahisle, adı geçen davalıların tacir olduklarının kabulü gerektiğinden, cezai şart indiriminden yararlanmalarının mümkün olmadığı cezai şartın miktarı tarafların ekonomik durumları da göz önünde bulundurularak davalıların ekonomik mahvına sebep olacak miktarda olmadığı kanaatine varıldığından, davalılar hakkında cezai şart indirimine gerek olmadığına karar vermek gerekmiştir.’’ denilmiştir. Ancak müvekkillerimden Ankara Web Tasarım Enerji A.Ş., Web Tasarım Kemaloğlu ve Serdar Kemaloğlu’nun hissedarlar sözleşmesine aykırı hareket ettiğine ve dolayısıyla hissedarlar sözleşmesinde cezai şarttan sorumlu olduğuna ilişkin tespitler yanlış, hukuka ve hakkaniyete aykırı bulunmaktadır.

3.1- Müvekkiller dava konusu sözleşmeye aykırı olarak çelik rüzgar türbini kulesi üretmiş değillerdir. Ankara Web Tasarım-Web Tasarım iş ortaklığının ortağı olmadıkları gibi, bu ortaklıktan herhangi bir kişisel üretimleri ve menfaatleri de olmamıştır. Nitekim davacı tarafça Müvekkil Web Tasarım Erdoğan Kemaloğlu ile Eşref Serdar Kemaloğlu’nun sözleşmeye aykırı ticari faaliyette bulunduğu ispat edilebilmiş değildir. Yerel Mahkeme tarafından da bu yönde bir tespit ve değerlendirmede bulunmamaktadır. Bu nedenle anılan sözleşmedeki rekabet yasağı hükmü, müvekkilleri bağlamaz ve müvekkillerin rekabet yasağına aykırı hareket ettiği belirtilerek aleyhine cezai şarta hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Müvekkiller Ankara Web Tasarım Enerji A.Ş., Web Tasarım Erdoğan Kemaloğlu ve Eşref Serdar Kemaloğlu ile davacı ve Manuel Pedro Tome de Aguiar Quintas arasında 01/09/2009 tarihli ortaklar sözleşmesi akdedilmiş olup davacı, sözleşmede rekabet yasağı hükmünün varlığını ve müvekkillerimin çelik rüzgar türbini kulesi üreterek rekabet yasağını ihlal ettiğini iddia ederek bu davayı açmıştır. Müvekkiller davacının iddia ettiği gibi çelik rüzgar türbini kulesi üretmiş değillerdir. Kesinlikle müvekkillerimin çelik rüzgar türbini kulesi ürettiklerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtelim ki, bir an için aksi kabul edilse dahi, 01/09/2009 tarihinde ortaklar sözleşmesinin akdedilmesinden sonra, 14/04/2010 tarihli Genel Kurul toplantısında alınmış olan (9) no’lu gündem maddesi altındaki karar ve yine 23/03/2011 tarihli Genel Kurul toplantısında alınan (9) no’lu gündem maddesi altındaki karar ile bu toplantıların öncesinde alınan 23.02.2010 tarihli ve 2010/06 sayılı ve2.02.2011 tarihli ve 2011/19 sayılı Yönetim Kurulu kararlarına istinaden, yani DAVACI TEGOPİ INDUSTRİA METALOMECANİCA’NIN DA, KABUL VE İMZASI TAHTINDA OYBİRLİĞİ İLE ALINAN GENEL KURUL VE YÖNETİM KURULU KARARLARI İLE, müvekkillerimin TTK’nın 335. maddesine göre şirketin faaliyet konusunda yani çelik rüzgar türbini kulesi üretimi konusunda faaliyette bulunmalarına izin verilmiştir. Bu bakımdan davacının genel kurulda verdiği rekabet izni, hissedarlar sözleşmesinin 7. maddesi açısından da geçerlidir. Bu izne rağmen, Müvekkiller aleyhine cezai şarta hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Yine, Müvekkilim Serdar Kemaloğlu’nun rekabet yasağına aykırı faaliyetlerde bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil Serdar Kemaloğlu Ankara Web Tasarım-Ankara Web Tasarım A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olmadığından 6762 sayılı yasanın 335. maddesinde öngörüldüğü şekilde genel kuruldan izin almadan rekabet edebilecek faaliyetlerde bulunması mümkündür. Yine, müvekkil Serdar Kemaloğlu’nun rekabet yasağına aykırı faaliyetlerde bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtelim ki, müvekkilim Serdar Kemaloğlu Ankara Web Tasarım-Ankara Web Tasarım A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olmadığı gibi, Müvekkil E. Serdar Kemaloğlu’nun Ankara Web Tasarım-Ankara Web Tasarım A.Ş.’nin faaliyet konusu olan çelik rüzgar türbini kulesi üretimine yönelik faaliyeti olmamıştır.

3.2- Müvekkil Web Tasarım Erdoğan Kemaloğlu ile Eşref Serdar Kemaloğlu tacir değillerdir.

Müvekkil Web Tasarım Erdoğan Kemaloğlu ile Eşref Serdar Kemaloğlu’nun bir kısım şirket ortaklığı olduğu doğrudur ancak bu şirketler gayri faal şirketler olmakla birlikte, %1 veya daha az oranda ortaklıkları bulunan bu şirketlerin ortağı olmalarının davamız açısından hiçbir önemi bulunmamaktadır. Çünkü, müvekkillerimin şirket ortağı ya da müdürü olmaları onlara tacir sıfatını yüklemez. Zira mevcut bir ticari işletme bir tüzel kişiye ait ise ve bu tüzel kişi tarafından işletiliyorsa, tüzel kişinin kanuni temsil organının üyeleri veya iradi temsilcileri olan gerçek kişilerin, salt bu nedenle tacir sıfatına sahip olmayacakları kanun gereğidir.

Tacir kavramı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda açıkça tanımlanmıştır. TTK’nın 12. Maddesine göre; ‘’ Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.’’ Müvekkil Web Tasarım Erdoğan Kemaloğlu ile Eşref Serdar Kemaloğlu hiçbir şirketi kısmen veya tamamen kendi nam ve hesaplarına yönetmemişlerdir. Nitekim, Ticaret sicil memurluğunun müzekkere cevapları da bu beyanımızı doğrular mahiyettedir.

Sermaye şirketlerinin ortakları, salt ortak oldukları için tacir sayılamazlar. Başka deyişle sermaye şirketlerinde ortak olmak tacirlik sıfatı vermez. Yargıtay kararları da bu yöndedir.

11. HD.nin 9.12.1991 t.li ve 5211/6529 sayılı kararında “Bir anonim ortaklığın ortağı olmak gerçek kişiye tacirlik sıfatını vermez.”

Yine anonim şirket ortağının tacir olmadığı ve iflasa da tabi olmadığı 19. HD.nin 30.11.1993 tarihli ve 8053/8150 sayılı kararında, ‘’İİK.nun 43. maddesine uygun bir araştırma yapılmadan bu kişilerin iflâsa tabi olduğunun kabulü isabetsizdir. TTK.nun 182. maddesi kollektif şirketler için öngörülmüş olup, sermaye şirketi olan A.Ş. ortakları ve yöneticileri, … iflâsa tabi değildir. ‘’ şeklinde belirtilmiştir.

Y. 11. HD.nin 19.10.1990 t.li ve 6902/6670 sayılı kararına konu olayda “Davacılar vekili müvekkillerinin 1979 yılından 1984 yılına kadar A. … Mobilya adı altında ticari faaliyette bulunduklarını, bu döneme ait ticari defter ve kayıtlarının saklandığı deponun 1.6.1989 tarihinde yandığını ve müvekkillerinin defterlerinin de yandığını iddia ederek, zayi belgesi verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacıların tacir sıfatı bulunmadığı sebebiyle dava reddedilmiştir. Davacılar vekilinin temyizi üzerine hüküm dairemizce onanmıştır. Davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. TTK.nun 14/f.I maddesi hükmünce, bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Anılan hükme göre birden fazla gerçek kişi bir ticari işletmeyi adi ortaklık şeklinde işletmekte iseler bunların her biri tacir sıfatı kazanır.’’ Şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay kararları sermaye şirketlerinin ortaklarının, tacir sıfatını haiz olmadığını net bir şekilde izah etmiştir. Müvekkillerim ortağı veya müdürü bulundukları şirketlerin işletme faaliyetini tüzel kişiliği olan şirket adına yapmaktadırlar. Kendi nam ve hesaplarına ticari faaliyette bulunmamaktadırlar. Bu nedenlerle, öncelikle müvekkillerim tacir olmadıklarından, aleyhlerine cezai şarta hükmedilmesi hukuken mümkün değildir, müvekkiller aleyhine cezai şarta hükmedilmesinin haklılığını ve hukuka uygunluğunu kabul manasına gelmemek kaydıyla belirtelim ki, müvekkillerin ekonomik gücü ile mal varlığının zayıf olduğu da dikkate alınarak müvekkiller aleyhine ceza-i şarta hükmedilse bile söz konusu miktarının tenkis edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle de hukuka aykırı yerel mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.

3.3- Davacı Ankara Web Tasarım Industria Metalomecanica S.A.’nın rekabet yasağına ilişkin faaliyetlerden bir zararı olmuş gibi yerel mahkemece cezai şarta hükmedilmiştir. Ancak davacı Ankara Web Tasarım Industria Metalomecanica S.A.’nın rekabet yasağına ilişkin faaliyetlerden bir zararı olmamıştır bu nedenle cezai şart talebi herşeyden önce hukuka aykırıdır. Ankara Web Tasarım-Ankara Web Tasarım A.Ş.’nin maruz kaldığı ileri sürülen rekabet yasağından dolayı davacı Ankara Web Tasarım Industria Metalomecanica S.A.’nın bir zararı olmadığı ve dolayısıyla tazminat ve cezai şart talep edemeyeceği gibi, davaya konu Hissedarlar Sözleşmesinin temel amacı da, Ankara Web Tasarım-Ankara Web Tasarım A.Ş.’nin idamesini sağlamak ve bu şirketi haksız rekabetten korumaktır. Dolayısıyla, haksız rekabete maruz kalmadığı bilirkişi raporu ile sabit olan davacı Ankara Web Tasarım Industria Metalomecanica S.A.’nın, rekabet yasağı nedeniyle cezai şart ve tazminat talep edemeyeceği de aşikardır.

3.4- Ayrıca belirtmek isteriz ki; Müvekkiller son derece özveri ile dava konusu şirketi ayakta tutabilmek için çaba göstermelerine, yaklaşık 5.000.000.TL. borcu kendi kaynakları ile ödemiş olmalarına karşın, davacı taraf tam aksine dava konusu şirketin idamesi için hiçbir çaba göstermemiş, şirketi ve ortakları devasa bir borç yüküyle başbaşa bırakmıştır. Nitekim; Müvekkiller, dava konusu Ankara Web Tasarım-Ankara Web Tasarım Metal AŞ.’nin varlığını sürdürebilmesi için Karşıyaka 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/494 E. sayılı dosyası üzerinden dava açarken, Davacı Şirket Karşıyaka 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/180 E. sayılı dosyası üzerinden direkt dava konusu şirketin iflasını istemiştir. Nitekim, bu dosya üzerinden, Ankara Web Tasarım-Ankara Web Tasarım Metal AŞ.’nin iflasına karar verilmiştir. Bu durum dahi Davacı şirketin haksız ve kötüniyetli olduğunu gözler önüne sermektedir. Davacı tarafın amacı, kurdukları sermaye şirketinin idamesi falan değildir, davacı şirketin tek amacı, domuzdan ne kıl kopartırsam kârdır mantığıyla Müvekkillerden cezai şart alabilmektir. Bu nedenle dahi davanın tümüyle reddi gerekirken, Müvekkiller aleyhinde 500.000.EURO gibi fahiş cezai şarta hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Nitekim, Yerel Mahkemenin bir üyesi tarafından anılı karara karşı “davaya konu olan sözleşmede cezai şart olarak belirlenen rakamın 500.000.EURO olarak belirlendiği görülmekle bu miktarın davalılar tacir olsun olmasın mahfına yol açacak bir miktar olarak değerlendirilmesi gerekirken bu yapılmaksızın tamamı üzerinden cezai şarta karar verilmesi yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum” gerekçesi ile muhalefet şerhi konulmuştur.

4. ZAMANAŞIMINA YÖNELİK TEMYİZ SEBEPLERİMİZ

6762 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU’NUN 335.MADDESİNİN 3.FIKRASI İLE 01.07.2012 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİREN 6102 SAYILI YENİ TÜRK TİCARET KANUNU’NUN 396.MADDESİNİN 3.FIKRASI HÜKÜMLERİ GEREĞİNCE, REKABET YASAĞININ İHLALİ İDDİASIYLA AÇILACAK DAVALAR, SÖZ KONUSU TİCARİ İŞLEMLERİN YAPILDIĞININ ÖĞRENİLMESİNDEN İTİBAREN ÜÇ AYLIK ZAMANAŞIMINA TABİ OLDUĞUNDAN, BU SÜRE İÇİNDE AÇILMAYAN İŞBU DAVANIN ZAMANAŞIMINDAN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN ZAMANAŞIMI İTİRAZIMIZIN REDDEDİLMESİ USUL VE YASAYA AYKIRIDIR.

Davacı tarafın da belirttiği gibi Ankara Web Tasarım – Web Tasarım iş ortaklığı, 18/05/2012 tarihinde kurularak faaliyete geçmiştir.

Davacı taraf, Ankara Web Tasarım – Web Tasarım iş ortaklığının varlığını, kurulduğu 18.05.2012 tarihinden itibaren bilmektedir.

Nitekim, davacının müvekkillere Ankara 38. Noterliği’nden gönderdiği 05.10.2012 tarihli ihtarnamenin içeriğinden, davacı şirketin bu tarihte Ankara Web Tasarım-Web Tasarım iş ortaklığından haberdar olduğu kendi beyanlarından açıkça anlaşılmakta olup, 17.04.2013 tarihinde açılan işbu davanın üç aylık zamanaşımı süresi içinde açılmış olmadığı her türlü şüpheden uzaktır. Dolayısıyla, davacının Ankara Web Tasarım-Web Tasarım iş ortaklığının varlığından, zamanaşımı süresi olan 3 aydan daha uzun bir süredir haberdar olması nedeniyle, rekabet yasağına aykırılık iddiasıyla açılan işbu davanın zamanaşımına uğramış olduğu da kesindir.

Bu şartlar altında, Ankara Web Tasarım-Web Tasarım iş ortaklığının 18.05.2012 tarihinde kurulmuş ve davacının bu duruma baştan itibaren vakıf olması ve 05.10.2012 tarihinde bu hususa vakıf olduğunun kendi gönderdiği ihtarnameden anlaşılması karşısında, 6762 sayılı eski TTK m. 335/3 ve 6102 sayılı yeni TTK m. 396/3 hükümlerinde belirtilen üç aylık zamanaşımı süresinin işbu davanın açıldığı 17.04.2013 tarihİ itibariyle sona ermiş olduğu açıktır. Bu sebepten, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç olarak; öncelikle Dava zamanaşımı süresi içerisinde açılmamıştır. Müvekkillerim rüzgar türbini kulesi üretmediklerinden rekabet yasağını ihlal etmeleri mümkün değildir. Müvekkillerim tacir olmadıklarından, aleyhlerine cezai şarta hükmedilmesi de hukuken mümkün değildir. Buna rağmen hükmedilen cezai şartın, müvekkillerin ekonomik gücü ile mal varlığının zayıf olduğu ve iktisaden mahvına sebep olacak miktarda olduğu dikkate alınarak tenkis edilmesi gerekirken hiçbir tenkis yapılmaksızın usul ve yasaya aykırı olarak 500.000.EURO gibi fahiş cezai şartın tamamına hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Bu nedenle de hukuka aykırı yerel mahkeme kararının temyiz sebeplerimiz ve re’sen gözönünde bulundurulacak nedenlerle bozulmasına karar verilmesini talep etmekteyiz.

NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz olunan nedenlerle ve Sayın Yüksek Mahkeme’ nin re’sen belirleyeceği nedenlerden dolayı, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/143E, 2015/1218K ve 11.12.2015 tarihli hukuka, usul ve yasaya aykırı ve hatalı olan kararının temyizen tetkik edilerek BOZULMASINA, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini vekil olarak saygı ile talep ederim.24.02.2016

TOP