Ankara Web Tasarım Şirketleri

by / Salı, 10 Mayıs 2016 / Published in Ankara Web Tasarım

Borçlu-diğer davalının mali durumunu, borca batık olup olmadığını en iyi bilecek durumda olan ve bilmesi gereken tarafımız değil, 6.000.000 TL bedelli bono düzenleyen davacı bankanın olduğu su götürmez bir gerçektir.

 

Nitekim, bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Ankara Web Tasarım tarihli kararında; (Ek-1)

 

“Banka ile borçlu arasında önemli miktarda kredi ilişkisi mevcut olup basiretli bir tacir gibi hareket etmesi zorunlu olan bankanın kredi borçlusunun mali durumunu devamlı bir suretle kontrol edip, durumunun bozulduğunu bilmesi gerekir. Bu nedenle davalının borçluya ait mal varlığını eksilttiğini bilmesi esas olup….”

 

şeklindeki kararında da haklı olarak belirtilmiştir.

 

Müvekkil Şirket, diğer davalı/Borçlu Şirketin mali durumu, alacak/borç dengesi hakkında bilgi sahibi değildir, olamaz. Zira haricen yapılan araştırmada anlaşılmıştır ki; tasarruf tarihi itibariyle Davalı/Borçlu şirket aleyhinde girişilmiş hiçbir icra takibi, haciz, temerrüde düştüğü bir borç, yada bu nedenle hesaplarının kat edildiğine dair bir ihtarname bulunmamaktadır. Bu nedenle Davalı/Borçlunun ödeme kabiliyetini yitirdiği yönünde bir duyum almamıştır, böyle bir durumu araştırma imkanına da sahip değildir. Müvekkil Şirket, iyiniyetle ve gerçek bedelini ödemek suretiyle dava konusu taşınmazları satın almıştır.   Nitekim, dava konusu taşınmazlar üzerinde ne bir rehin ne bir haciz ne de başka bir takyidat olmadığı ve davalı/Borçlunun ödeme güçlüğü içine düştüğünü gösterir hiçbir emare bulunmadığı için taşınmazları satın almakta bir sakınca görmemiştir. Borçlu Şirket, tamamen özgür iradesi ile aldığı ticari kararı neticesinde dava konusu taşınmazlarını satışa çıkartmış, Müvekkil Şirkette, dava konusu taşınmazları satın almış, gerçek bedelini ödemiştir. Borçlu şirkette, tahsil ettiği satış bedelini şirket kaynaklarına dahil etmiştir.

 

Kaldı ki; bir Avukat’ın Müvekkili ile irtibatı; Davacı Vekilinin de gayet iyi bileceği üzere,  kendisinden hukuki destek istenen ve kabul ettiği hukuki meselelerle sınırlıdır. Yani, Davalı Ankara Web Tasarım  sadece birkaç davada temsil etmek ve adına birkaç icra takibi  açmaktan ibaret vekillik görevimin, davacı tarafın mesnetsiz iddialarına dayanak oluşturmayacağı tartışmasızdır. Yine ve tekrarla belirtmek isterim ki; ne Davalı Web Tasarım Firması Kablo Ltd.Şti.’ne, ne de başka banka/şirket/kurum/kuruluşa bağımlı olarak çalışmam sözkonusu değildir, hiç bir gerçek veya tüzel kişinin koordinatörü (!), yönetim kurulu üyesi (!) ya da mali müşaviri (!) değilim. Bu sebeple, Ankara Web Tasarım n mali durumu hakkında bilgi sahibi olmam mümkün olmadığı gibi, böylesi bir dayanaksız iddianın davacı iddialarının ispat aracı olamayacağı tartışmasızdır.

 

 

  1. Ankara Web Tasarım MADDESİNDE, İPTAL DAVALARININ AMACININ, BORÇLUNUN İİK. 278, 279 VE 280. MADDELERİNDE BELİRTİLEN TASARRUFLARIN BUTLANINA HÜKMETMEK OLDUĞU AÇIKLANMAKTADIR. ANCAK, SOMUT OLAYDA İİK. 277 VD. MADDELERİNİN UYGULAMA OLANAĞI BULUNMAMAKTADIR. Şöyle ki;

 

 

 

I. WEB TASARIM ANKARA MADDESİNDE BELİRTİLEN DAVA KOŞULLARI OLUŞMAMIŞTIR.

 

 

 

İptal davası ve davacılar:

         Madde 277 – (Değişik: 3/7/1940 – 3890/1 md.)

         İptal davasından maksat 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı aşağıdaki şahıslar açabilirler:

         1 – Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı,

         2 – İflas idaresi yahut 245 inci maddede ve 255 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hallerde alacaklıların kendileri.

 

Tasarrufun iptali davalarında amaç, alacağın tahsiline olanak bırakmamak için borçlu tarafından yapılan bir takım hukuki işlemlerin iptali ile alacağın elde edilmesini sağlamak olup; tasarrufun iptali davasının ikame edilebilmesi için gereken şartlar olmadan işbu dava ikame edilmiş ve yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak işbu dava kabul edilmiştir. Şöyle ki;

 

I.1- BORÇLUNUN BORCA BATIK OLMASI GEREKMEKTEDİR.

 

Diğer Davalı Borçlu Şirket Web Tasarım Firması Kablo San. ve Tic. Ltd.Şti.’nin ticari defterleri incelendiğinde borca batık olmadığı anlaşılacaktır. Borçluya ait ticari defterler incelenmeden Davalı-Borçlu Şirketin borca batık olduğundan bahsedilemez.

 

I.2. ALACAĞIN TAHSİL OLANAĞI KALMAMALI, DAVACININ ELİNDE GEÇİCİ VEYA KESİN ACİZ BELGESİ OLMALIDIR.     

 

Alacağın tahsili için asıl borçlu aleyhine tüm kanun yollarının tüketilmiş olması; girişilen icra takibinin sonuçsuz kalması; alacağın, borçlunun davaya konu tasarrufu dışında kalan malvarlığından tahsil imkanının bulunmaması gerektiği usul ve yasa gereği olup; somut olayda davacı tarafından, alacağın tahsili için Kanun yollarının hiçbirinin tüketilmemiştir. Borçlu şirketin malvarlığı sorgulandığında çok sayıda menkul ve gayrimenkul mallarının bulunduğu anlaşılacaktır. Davacı banka tarafından, alacağının tahsiline yönelik olarak bu Borçlu Şirket hakkında icrai hiçbir işlem yapılmamıştır.

 

Yapılan takipte borçlunun, iptal davasına konu olabilecek tasarrufları dışında kalan malvarlıklarından tahsil imkanı bulunduğu halde, iptal davası açılması mümkün olmayıp; bu hususta, tüm kanun yollarına başvurduğu halde alacağını elde edemediğini ispat etmek davacı tarafa düşmektedir. Bu durumda, icra takip dosyasının sonuçsuz kaldığından ve davacının alacağını tahsil imkanı kalmadığından söz edilemeyeceğine göre, davanın reddine karar verilmesi gerekir.

Bir Cevap Yazın

You must be logged in to post a comment.

TOP