Ankara Web Tasarım Nedir

by / Pazar, 08 Mayıs 2016 / Published in Ankara Web Tasarım

Davacı 17.12.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle ‘’ Ankara Web Tasarım nezdinde 31.01.2015-23.07.2015 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığını, kağıt üzerinde Ankara Web Tasarım işçisi olarak görünse de aslında çalıştığı süre zarfında müvekkil şirketin iştigal konusu ile ilgili faaliyetleri de yürüttüğünü , her iki şirket arasında organik bağ olduğunu, müvekkil şirketin Web Tasarım  23.07.2015 tarihli ve 13037 numaralı ihbarname/ihtarname başlıklı yazısı ile ortada haklı ve geçerli bir sebep yokken iş akdini sona erdirdiğini, çalıştığı süre zarfında görevinin satış müdürü olduğunu, almakta olduğu en son ücretin 4.000,00 TL olduğunu, aylık ücretinin yanı sıra davalı işveren ile aylık brüt kar yüzdelerine göre belirlenen prim üzerinden prim ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak herhangi bir prim ödemesi almadığını, müvekkil şirketin prim borçlusu olduğunu, ayrıca aylık ücretinin hiçbir zaman tam ve eksiksiz tarafına ödenmediğini, haftanın 6 günü müvekkil şirkette çalıştığını, öngörülen mesai saatinin 08:00-19:00 saatleri arası olduğunu, ancak çoğu kere saat 19:00 dan sonra işten çıktığını buna rağmen zamlı(!) ücretin tarafına ödenmediği, işyerinde ulusal bayram genel tatil günlerinde yine aynı saatler arasında çalışılmaya devam edildiğini yine zamlı(!) ücretin tarafına ödenmediğini’’ iddia etmiştir. Ancak davacının talepleri ve işbu dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur. Şöyle ki;

Davacı 31.01.2015 başlangıç tarihli iş akdi ile Müvekkil Şirket nezdinde satış müdürü olarak çalışmıştır. Ancak, Müvekkil Şirket tarafından, davacının bir şirkete ortak olduğu, bu şirketin iştigal konusunun Müvekkil Şirket ile aynı olduğu, davacının Müvekkil Şirket nezdindeki görevi gereği çok yakından bildiği ve Müvekkil Şirketin müşterileri olan birçok firma ile iletişime geçtiği, davacının müvekkil şirketin müşterisi olan firmalara, Müvekkil Şirketten temin ettikleri malların bundan böyle Müvekkil Şirketten değil davacının ortak olduğu firmadan alınması yönünde görüşmelerde bulunduğu, bu firmalara Müvekkil Şirketi kötüleyerek davacının kendi ortak olduğu firmanın nam ve hesabına hareket ettiği, ihalelere girdiği ve tüm bunları Müvekkil Şirket nezdinde sigortalı çalışırken yaptığı gerek Müvekkil Şirketin müşterilerinden gerekse bilgisayar kayıtlarından öğrenilmiştir.
Bunun üzerine Karşıyaka 6. Noterliği’nin 23.07.2015 tarihli ve 13037 numaralı ihbarname/ihtarname başlıklı yazısı ile işçi-işveren ilişkisi kapsamında davacıya yüklenmiş bulunan “sadakat ve doğruluk yükümlülüğü”ne davacının aykırı hareket etmesi, Müvekkil Şirket nezdinde çalıştığı/görev yaptığı esnada Müvekkil Şirkete ait müşterileri ortağı bulunduğu şirkete yönlendirmesi nedeniyle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi uyarınca bu davranışların “doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlardan” olması, ve davacının bu davranışlarının, hem iş akdinin haklı nedenle ve derhal feshi hem de gerek 4857 sayılı İş Kanununun 26.maddesi gerekse 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun 396.maddesi uyarınca Müvekkil Şirket lehine maddi ve manevi tazminat ödemesi için yeterli sebep olduğu , davacının, duyulan ve yapılan iş itibariyle mevcudiyeti ve devamı büyük önem taşıyan güveni büyük ölçüde sarsan, İşvereni zor durumda bırakan ve sadakat, doğruluk ve bağlılıkla bağdaşmayan işbu eylemleri nedeniyle, 06.01.2015 tarihli iş akdininin 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi uyarınca feshedildiği; ayrıca doğruluk ve sadakatle bağdaşmayan bu eylemlerine derhal son vermesi ve bugüne kadarki eylemeleri nedeniyle fazlaya ilişkin haklarımızın saklı kalmak kaydıyla gerek İş Kanunu gerekse Türk Ticaret Kanunun genel hükümleri uyarınca şimdilik 50.000,00-TL maddi ve 15.000,00-TL manevi tazminatın işbu ihtarnamenin davacıya tebliğinden itibaren 2 gün içerisinde Müvekkil Şirkete ödenmesi, ayrıca suç teşkil eden eylemleri nedeniyle davacı hakkında yasal yollara başvurulacağı kendisine ihbaren/ihtaren bildirilmiştir.

Davacı müvekkil şirketteki konumu gereği olarak hangi şahıs ya da firmalara hangi miktarlarda satış yapılacağı konularında serbestçe hareket edebilmekteydi. Davacının bu konudaki geniş yetkisine istinaden, davacı tarafından belirlenen, görüşülen ve müvekkile bildirilen şahıs ya da firmalara satış gerçekleştirilmekteydi. Müvekkil şirketle arasında güven ilişkisi bulunan davacı, yetkisini kullanırken ve görevini ifa ederken tam bir doğrulukla ve işçi-işveren ilişkisi kapsamında davacıya yüklenmiş bulunan “sadakat ve doğruluk yükümlülüğü”ne uygun hareket etmesi gerekirken, özelikle bizzat davacının çalışma başlattığı müşteri olan Web Tasarım . Tic. A.Ş.’nin cari hesap borcunu ödememesi nedeniyle 84.202,97 TL gibi oldukça yüklü miktarda müvekkil şirketi maddi zarara uğratmıştır.
Davacı tarafından Web Tasarım ’ ile başlatılanticari ilişki sebebiyle, Web Tasarım ‘ne 10.02.2015 tarihinden itibaren mal satılarak teslim edilmiştir. Davacı, anılan şirkete satış yapılmasına yönelik talimatları kimi zaman yazılı, kimi zaman sözlü olarak vermiştir. Davacının anılan firmayla ticari ilişkiti başlattığını, mal satışına yönelik talimat verdiğini bilen tanıklarımız vardır. Diğer yandan Web Tasarım ye satılarak teslim edilen mallara karşılık, Ankara Web ödeme yapmadığından şirket hakkında yasal işlem başlatılmıştır.
Davacının müvekkil şirketteki konumu, görev ve yetkilerinin gereği olarak satış-pazarlama faaliyetlerinde basiretli davranması, müşterilerin ticari risklerini araştırması kendisinden beklenilen bir yükümlülüktür. Davacı bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi dilekçemiz ekinde sunduğumuz ticaret sicil gazetesinden de anlaşılacağı üzere Arde Gıda San. İnş. Ve Tic. Ltd. Şti. isimli başka bir şirkete ortak olmuştur. Bu şirketin iştigal konusu Müvekkil Şirket ile aynı olup, davacı Müvekkil Şirket nezdindeki görevi gereği çok yakından bildiği ve Müvekkil Şirketin müşterileri olan birçok firma ile iletişime geçmiş, davacı müvekkil şirketin müşterisi olan firmalara, Müvekkil Şirketten temin ettikleri malların bundan böyle Müvekkil Şirketten değil davacının ortak olduğu firmadan alınması yönünde görüşmelerde bulunmuş, bu firmalara Müvekkil Şirketi kötüleyerek davacının kendi ortak olduğu firmanın nam ve hesabına hareket etmiş, ihalelere girmiş ve tüm bunları Müvekkil Şirket nezdinde sigortalı çalışırken yapmıştır. Tüm bu hususlar dinleteceğimiz tanıklarla da ispatlanacaktır.
İşçi-işveren ilişkisi kapsamında davacıya yüklenmiş bulunan “sadakat ve doğruluk yükümlülüğü”ne davacının aykırı hareket etmesi, Müvekkil Şirket nezdinde çalıştığı/görev yaptığı esnada Müvekkil Şirkete ait müşterileri ortağı bulunduğu şirkete yönlendirmesi nedeniyle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi uyarınca bu davranışların “doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlardan” olması gerekçe gösterilerek davacının iş akdi haklı nedenle feshedilmiştir.
Davacı ‘’çalıştığı süre zarfında görevinin satış müdürü olduğunu, almakta olduğu en son ücretin 4.000,00 TL olduğunu, aylık ücretinin yanı sıra davalı işveren ile aylık brüt kar yüzdelerine göre belirlenen prim üzerinden prim ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak herhangi bir prim ödemesi almadığını, müvekkil şirketin prim borçlusu olduğunu, ayrıca aylık ücretinin hiçbir zaman tam ve eksiksiz tarafına ödenmediğini, haftanın 6 günü müvekkil şirkette çalıştığını, öngörülen mesai saatinin 08:00-19:00 saatleri arası olduğunu, ancak çoğu kere saat 19:00 dan sonra işten çıktığını buna rağmen zamlı(!) ücretin tarafına ödenmediği, işyerinde ulusal bayram genel tatil günlerinde yine aynı saatler arasında çalışılmaya devam edildiğini yine zamlı(!) ücretin tarafına ödenmediğini’’ iddia etmiştir. Davacının işbu iddiaları da mesnetsizdir. Davacının çalıştığı süre boyunca maaşı tam ve eksiksiz olarak banka yoluyla ödenmiş olup bankadan istenecek dekontlarla davacının maaşının tam ve eksiksiz olarak ödendiği ve ……. TL olduğu anlaşılacaktır. Ayrıca müvekkil şirket nezdinde yapılan çalışmalar nedeniyle aylık brüt kar yüzdelerine göre belirlenen prim üzerinden prim ödenmesinin kararlaştırılması gibi bir durum mevcut olmayıp, davacı işbu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Yine davacının iddiasının , davacı hiçbir zaman fazla mesai yapmamış olup müvekkil işyerinde haftanın 5 günü çalışılma yapılmakta olup, çalışma saatleri ……… arasıdır. Müvekkil fazla çalışma yapmış olsa bile buna ilişkin fazla mesai ücreti tam ve eksiksi olarak ödenmiştir. Ayrıca ulusal bayram, genel tatil günlerinde yine aynı saatler arasında çalışılmaya devam edildiği iddiası da mesnetsiz olup ulusal bayram ve genel tatillerde müvekkil şirkette çalışma yapılmamaktadır. İstisnaen anılan tatil günlerinde çalışma yapılmış olması halinde ise ücretler tam ve eksiksiz olarak ödenmiştir.
Davacı yukarıda anlattığımız şekilde müvekkil şirketi ağır maddi zarara uğratmış müvekkil şirket ile imzalanan 30.01.2015 tarihli ‘’Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi’’ nin 1.4, 1.5 maddelerini ihlal etmiş ve anılı iş akdinin 3.1 maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi uyarınca davranışlarının “doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlardan” olması sebebiyle iş akdi haklı nedenle feshedilmiştir. Müvekkil şirketi ağır derecede zarara uğramasından birinci derecede sorumlu olan davacı, olayın üzerinden yaklaşık olarak 5 Ay geçtikten sonra adeta dalga geçercesine işbu davayı açarak bir de haksız kazanç elde etmeye çalışmaktadır.

Tagged under:

Bir Cevap Yazın

You must be logged in to post a comment.

TOP