by / Salı, 10 Mayıs 2016 / Published in Ankara Web Tasarım
  • Yargıtay Ankara Web Tasarım tarihli kararı;(Ek-15)

“…taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ile bilirkişiler tarafından belirlenen gerçek değeri arasında 3 misli fark bulunmasına, devamlılık arz eden yargısal uygulamalara göre taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında bir misli ve daha fazla farkın fahiş olarak kabulü gerekmesine söz konusu maddenin uygulandığı hallerde 3. kişinin iyi niyetli yada borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip bilmemesinin önem arzetmemesine, kaldı ki davalıların tasarruftan önce komşu olduklarının dosya içeriğinden anlaşılmasına, öte yandan 3. kişi olan Perihan A.’ın taşınmazı gerçek değeri ile satın aldığını ve de tapuda gösterilen satış bedelinden ayrı ödemelerde bulunduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile aleyhindeki hükmün onanması gerekmiştir…”

 

Görülmektedir ki; pek aşağı değer farkından bahsedebilmek için Yerleşik Yargıtay kararları gereğince, tapudaki satış değeri ve bunun dışında ödenen değerlerin toplamı ile bilirkişilerce belirlenen gerçek satış değeri arasında bir misli ve daha fazla fark bulunması (örnek Yargıtay kararında 3 misli fark vardır) gerekmektedir.

 

 

  • Yargıtay Ankara Web Tasarım tarihli; (Ek-16)

 

“…Mahkemece ‘davanın reddine’ karar verilmiş hüküm davacı vekili ve ücreti vekalet yönünden de davalı Turgay vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, satışın gerçek bir satış olup, tasarruf tarihindeki rayiç değerininde ödendiğinin dosyaya sunulan yazı örneklerinden ve bu hususla ilgili bankanın cevabi yazılarından anlaşılmasına, İİY.’nun 277 ve devam eden maddelerine dayalı tasarrufun iptali davalarında vekalet ücretinin; takip konusu alacak ile satışa konu taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek rayiç değerinden hangisi az ise onun üzerinden takdir edileceğine, mahkemece de bu yön gözetilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemesine ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı ve davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA…”

 

şeklindeki kararından da anlaşılacağı üzere; BORÇLU İLE 3.KİŞİ ARASINDAKİ SATIŞIN GERÇEK BİR SATIŞ VE ÖDENEN SATIŞ BEDELİNİN GERÇEK BİR SATIŞ BEDELİ OLDUĞUNUN, DOSYADAKİ BANKA DEKONTLARINDAN YA DA BANKANIN CEVABİ YAZISINDAN ANLAŞILMASI HALİNDE AÇILMIŞ OLAN TASARRUFUN İPTALİ DAVASININ REDDİ GEREKECEĞİ SABİTTİR.

 

Yine, Ankara Web Tasarım  tarihli kararında (Ek-17);

 

“…Öte yandan davalı Ahmet’in taşınmazın alımı sırasında kullandığı kredi ile birlikte taşınmaza ödediği bedel toplamı ile taşınmazın gerçek değeri arasında fahiş fark bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden, davalı Mehmet Akif tarafından ibraz edilen ödeme makbuzlarında, havalenin kime yapıldığı belirlenmeden ve başkaca iptal nedeni bulunup bulunmadığı da açıklanmadan davanın kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir.”

 

şeklindeki kararından anlaşılacağı üzere, SOMUT OLAYDA, “SATIŞ BEDELİ” İLE “SATIŞ TARİHİNDEKİ GERÇEK DEĞER” ARASINDA PEK AŞAĞI BİR BEDEL FARKI BULUNMADIĞINDAN, DAVA KONUSU SATIŞ İŞLEMLERİNİN/TASARRUF İŞLEMLERİNİN İPTAL NEDENİ OLAMAYACAK SATIŞLARDAN OLDUĞU AÇIKTIR. 

 

Ayrıca, Yargıtay 1Ankara Web Tasarımtarihli kararında (Ek-18);

 

“Oysa bu konuda mahkemece bir inceleme yapılmadığından mahallinde keşif yapılmak suretiyle davalının satın aldığı taşınmaz hisselerinin satış tarihindeki gerçek değerlerinin saptanması ve pek aşağı bir fiyatla satın aldığının tespiti halinde tasarrufların iptaline, aksi takdirde hakkındaki davanın reddine karar verilmelidir.”

 

şeklinde belirtilmektedir.

 

 

II.4. DAVAMIZDA İİK. 278/II.3. MADDESİNDE DÜZENLENEN KAYDI HAYAT ŞARTIYLA İRAT VE İNTİFA HAKKI VEYAHUT ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA AKTİ SÖZKONUSU DEĞİLDİR

 

İİK. 278/II.3. maddesinin de davamızda uygulama olanağı yoktur zira dava konusu tasarruf, bedeli ödenmek suretiyle taşınmaz satışına ilişkin olup, ivazlı tasarruflardandır. Bu nedenle, davamızda İİK.278.II.3 maddesinin uygulanması sözkonusu dahi değildir.

 

 

III. İİK. 279. MADDESİNİN DE UYGULAMA OLANAĞI BULUNMAMAKTADIR. 

 

 

Acizden dolayı butlan:

         Madde 279 – Aşağıdaki tasarruflar borcunu ödemiyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebile acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine batıldır:

         1 – Borçlunun teminat göstermeği evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler;

         2 – Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler;

         3 – Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler.

         4 – (Ek : 9/11/1988 – 3494/54 md.) Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.

         Bu tasarruflardan istifade eden kimse borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse iptal davası dinlenmez.

 

şeklinde düzenlenmiş olup, Kanun koyucu; borcunu ödemeyen borçlunun hacizden veya acizden önceki 1 yıl içinde; i)borçlunun teminat göstermeği önceden taahhüt ettikleri müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yaptığı rehinleri; ii)para veya mutad ödeme vasıtalarından başka bir suretle yapılan ödemeleri;  iii)Vadesi gelmemiş bir borç için yapılan ödemeleri; iv) kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhleri batıl saymıştır.

 

Ancak davamızda, İİK. 279. Maddesinin uygulama olanağı bulunmamaktadır zira, dava konusu tasarruf taşınmaz satışıdır, bedeli bankadan havale edilmek suretiyle ödenmiştir, Davalı-Borçlu Şirket tahsil ettiği satış bedelini şirket kaynaklarına katarak kullanmıştır. Satış bedeli para olarak ödenmiştir. Bunun aksinin iddia ve dolayısıyla ispat edilebilmesi mümkün değildir. Zira davalı şirketler arasında hiçbir ticari ilişki bulunmamaktadır ve davalılar arasındaki tek alışveriş, dava konusu taşınmazların satışıdır ve mutad ödeme aracı olan para ile satış bedeli ödenmiştir.

 

  • Yargıtay Ankara Web Tasarım  tarihli kararında; (EK-19)

 

“..Dava, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Davaya konu edilen taşınmazların bildirilen satış bedelleriyle gerçek değerleri arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunmaması, borçlu davalıyla taşınmazları satın alan diğer davalılar arasında bir yakınlık olduğunun ve üçüncü kişi konumundaki davalıların borçlunun alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun davacı tarafından kanıtlanamaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir…”

 

Tam da davamıza örnek bir karardır. Zira, değerler arasında pek aşağı bedel farkı yoktur, Davalı-Borçlu şirket ile Davalı-3. Kişi şirket arasında hiçbir ticari ilişki veya yakınlık yoktur, borçlu şirketin ızrar kastı yoktur, varsa dahi 3. Kişi Müvekkilin bunu bilmesine imkan yoktur, 3. Kişi Müvekkil Şirket, Borçlu Şirketin –varsa- ızrar kastını bilmesi gereken kişilerden de değildir. Bu nedenle de davanın reddi gerekir.

Bir Cevap Yazın

You must be logged in to post a comment.

TOP